Blog

E vitamini

E vitamini yağda eriyen bir moleküldür. Yağ dokusu ve karaciğerde depolanır.

Sekiz kimyasal formu olmasına rağmen, insanda gereksinimi karşılayan formu alfa-tokoferoldür.

Başlıca E vitamini kaynakları tohum gıdalar (ceviz, fındık vb), yeşil yapraklı bitkiler ve bu bitkilerin yağlarıdır. Özellikle zeytinyağı, ayçiçek yağı, badem yağı alfa-tokoferolden zengindir. Yüksek E vitamini içeriği bu yağların oksidasyonunu da önler. Bu amaçla yağlara, bazı gıdalara (mayonez vb) eklenerek raf ömürleri uzatılabilir. Güvenli olması nedeniyle E vitamini, sentetik antioksidanların doğal alternatifi gibi görünmektedir.

E vitamini çok güçlü bir antioksidandır. Serbest oksijen radikalleriyle reaksiyona girerek onları nötralize ederken kendisi radikal formuna çevrilir. C vitamini aracılığıyla tekrar aktif tokoferol formuna döner. Hücre solunumunda rol oynar. A vitaminin aktivitesini kolaylaştırır.

E vitamini hücre zarını korur; pıhtılaşmayı azaltır. Bu nedenle kan sulandırıcı (örn warfarin) kullananların E vitamini takviyesi almaları (400 IU ve üzeri/gün) kanamaları artırabilir.

E vitamini ayrıca LDL kolesterolün oksidasyonunu engelleyerek damar sertliğini engeller. Antiinflamatuvar etkilidir.

Günlük E vitamini ihtiyacı 15 mg (22.4 IU ve 33.3 IU, doğal ve sentetik eşdeğeri) olarak belirlenmiştir. Sentetik preparatlardaki E vitamininin kullanımı doğal forma göre daha düşük olduğundan sentetik formları 100 IU veya daha fazla E vitamini içerir. Tolere edilebilen üst sınır 1000mg olarak belirtilmiştir.

E vitamini eksikliği çok nadirdir. Ciddi yağ emilim bozukluğu olanlar, kistik fibrozis ve bazı karaciğer hastalıklarında ortaya çıkabilir. Eksikliğinde kansızlık, bağışıklık sisteminin zayıflaması, retinopati, kas-sinir hastalıkları görülebilir.

Besinlerle E vitamini fazla alımına bağlı toksisite görülmemiştir. Çok yüksek dozda takviye alanlarda kanamalara eğilim artabilir.



Dengede ve Mutlu Kalın!

Kaynak: Free Radical Biology and Medicine 176 (2021) 312–321.


Vahide Savcı

2023-04-02