Blog

Uyku ve Beyin

Uyku, sadece insanlar için değil, tüm canlılar için, yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Canlılığımızın devamı için de vazgeçilmezdir.


Her gün 7-8 saat kaliteli bir uykunun verdiği yenilenmişlik ve canlılık hissini hepimiz deneyimlemişizdir. Güzel bir uykunun ardından güne başladığımızda kendimizi daha enerjik, dingin, iyimser hissederiz. Etrafımızdakilerle daha sağlıklı ilişkiler kurarız. Yaptığımız işe rahat odaklanırız, kolay kolay dikkatimiz dağılmaz. Karşımıza çıkan sorunları akılcı yollarla rahatça çözebiliriz. Hem kendimiz ve hem de çevremiz adına farkındalığımız daha yüksek olur.


Peki biz neden uyuyoruz ve uyurken beynimizde neler oluyor?


Başlangıçta uykunun beynimizi dinlendirmek için bir fırsat olduğu düşünülmekteydi. Ancak bugün biliyoruz ki, özellikle uykunun REM (hızlı göz hareketlerinin olduğu) fazında beyinde yaygın kortikal aktivite olmakta ve enerji tüketimi sadece %15 kadar azalmaktadır. Yani bu düşünce günümüzde yetersiz kalmıştır.


1982 yılında İsviçre Zürih Üniversitesi Farmakoloji Enstitüsü öğretim üyesi Alexander Borbely uykunun düzenlenmesinde hem uykunun kendisi ve hem de sirkadyen saatin belirleyici olduğunu ileri sürmüştür.


Örneğin uyanık kaldığımız süre uzadıkça uyumak için büyük bir istek duyarız ve uyku derinliğimiz (yavaş dalga aktivitesinin olduğu uyku fazları 3 ve 4) bu oranda artar. Bunun tam tersi de geçerlidir. Uzun ve güzel uyuduğumuz bir gecenin ardından veya gün içinde şekerleme yaptıysak, bir sonraki gece uykumuzda yavaş dalga aktivitesi daha az olur. Diğer taraftan sirkadiyen ritme uygun olarak, gece uykusu gündüz uykusundan daha sağlıklıdır. Gece nöbetleri tutanlar veya gece boyunca çalışıp gündüz uyuyanlarda bir sure sonra psikiyatrik bozukluklar, kilo problemleri, beyin-sinir hasarı ile seyreden nörodejeneratif hastalıklar ve bir çok stresle ilişkili sorunlar gözlenmektedir. Gündüz uykusu daha hafif olmakta ve gerekli homeostatik değişikliklerin gerçekleşmesinde yetersiz kalmaktadır.


Demek ki, uyku beyinde homeostatik değişikliklerin gerçekleşmesi için bir fırsattır.


Bu yaklaşımı destekler şekilde yakın zamanda uykuda sinapslarımızda önemli değişiklikler olduğunu öğrendik. Sinapslar sinir hücrelerinin birbirleriyle iletişime geçtikleri noktalardır. İşte bu noktaların uyanık kaldığımız süreçte devamlı uyarıldığını ve sinir hücrelerinin kolları üzerinde bulunan dikensi çıkıntıların büyüdüğünü biliyoruz. Bu dikensi çıkıntıların büyümesi demek daha güçlü sinir uyarımı demektir. Gün içinde bu aktiviteye gereksinim duyarız ama uzun sürmesi halinde, aşırı uyarılmaya bağlı nörolojik sorunlar çıkabilir. Bu durum derin uykuda normale dönmektedir. Uykuda hücrelerin boyutu ve uyarılma hızı azalmakta ve bazal düzeye gelmektedir.


Uyku ve uyanıklık periyodlarında çok ilginç moleküler değişiklikler olduğu da gösterilmiştir. Farelerde, uyanmadan hemen once sinaptik faaliyetler ile ilgili genlerin aktivitesi artmakta ve uyanıkken bununla ilgili proteinler sentezlenmektedir. Uyku saati yaklaştığında da, metabolizma düzenleyici genlerin aktivasyonu başlamakta ve uyurken metabolizmayı düzenleyen protein sentezi hakim olmaktadır. Yani sirkadyen saatimiz genlerimizin çalışmasını yönetmektedir. Gündüz sinapslarımız için, gece de metabolizma için gerekli proteinleri sentezletmektedir. Ama, ilginç olarak, uyanık kalma süresi uzadıkça, gece de olsa, sinaptik aktiviteyle ilgili protein sentezi devam etmekte ve maalesef metabolizmamızı düzenleyen, onaran genlerin aktivitesi ve ilgili proteinlerin sentezi baskılanmaktadır.


Yani günlük davranış biçimimiz sirkadiyen saatten daha belirleyici durumdadır. Biz uyumamız gereken saatlerde uyanık kaldığımız sürece metabolik düzenlenmeyi geri plana atmış ve vücudumuza büyük kötülük yapmış olmaktayız.


Ayrıca beynin çöplerini boşaltması da ancak uykuda gerçekleşmektedir. Haftaya “glimfatik sistem: beynimizin sifonu” başlıklı yazımda buna değineceğim.
Dengede ve mutlu kalın!
Kaynaklar:
Borbely A.A., Human Neurobiol. 1, 195 (1982)
Cirelli C., Curr Opin Neurobiol. 23 (5), 841 (2013)
Noya S. B. ve ark. Science 366, eaav2642 (2019)
Brüning F. ve ark. Science 366, eaav3617 (2019)

Vahide Savcı

27/06/2021